Sepetim (0) Toplam: 0,00 TL
%40
Yeni
Özel Kampanya,5'li Kitap Seti Taylan Özbay,Nevzat Kutlu,Işık Kansu,Onu

Özel Kampanya, 5'li Kitap Seti

Liste Fiyatı : 65,00 TL
İndirimli Fiyat : 39,00 TL
Kazancınız : 26,00 TL
Taksitli fiyat : 12 x 3,75 TL
Özel Kampanya, 5'li Kitap Seti
Özel Kampanya, 5'li Kitap Seti
TELGRAFHANE
39.00

Beş kitap bir arada, 65 TL yerine 39 TL!

 

Atatürkçülüğün Kurtuluş Savaşı - Taylan Özbay

Kayıp Şehitlik - Nevzat Kutlu

Akasyalı Sokaklar - Işık Kansu

Susulacak Zaman mı - Taylan Özbay

Yarın Unutma Diye - Onur Aksoy

 

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN KURTULUŞ SAVAŞI:

Taylan Özbay; özgün siyasal analizleri ve alışılmışın ötesindeki sıradan dışı sentezleriyle, yepyeni bir açılımın sesi olmakla kalmıyor ve aynı zamanda ekonomi/politik düşün dünyamızın yeni bir keşfi olmaya da aday gözüküyor.
Fikirlerini açıklarken hep evrensel ölçütlerin çerçevesinde kalma ve eleştirilerini hep bu kriterlerin ışığına taşıma becerisini de gösteriyor. Onun için değerlendirmeleri kalıcı ve sınır tanımaz bir nitelik arz ediyor.
İnsan, kürsüde konuşurken ya da klavyenin karşısına geçip yazarken, bazen taşkınlığını dizginleyemez, inandığı ve savunduğu idealleri izah ederken dolup taşar ve hiç de istemediği mecralara sürüklenir, olmadık tezlerin içine savrulur.
Olur böyle şeyler…
Ama dikkatle bakıyorum; hiç bu tür sapmalar görülmüyor onda. O, ne dediğini, ne söylemek istediğini bilen ve Kemalist düşüncenin bilimsel boyutlarının ne olduğunu iyi kavramış birisi.
Atatürk’ü, ne efsaneleştirip mit hâline getiriyor, ne O’na olmadık ululuklar bahşedip O’nu ikon hâline sokuyor, ne de tarihteki o akıl ve bilim dolu eşsiz yerinden alıp başka başka kaidelere oturtuyor.
Çok iyi yapıyor.
İşte bu yüzden;
Atatürkçülüğün iyi algılanıp doğru kavranmasındaki bütün bu övgü dolu çabalar, O’nu insanlığın gözünde gönül rahatlığıyla yerel olmaktan çıkarıp evrensel kılıyor.
Taylan Özbay’ın düşüncelerinin koordinatlarını öğrenince insan kendi kendine:
“İşte!” diyor. “Atatürkçülük hem böyle savunulur, hem de eğer bir gün lâzım olacaksa bu millete Kuvayımilliyecilik, o da işte böyle olur!

 
Fikret ÖZKURT
Hukukçu / Yazar

...

KAYIP ŞEHİTLİK:

Komünizmden yeni çıkmış bir ülkeye atanmış yurtsever bir askeri ataşe, atandığı bu ülke toprakları üzerinde Birinci Dünya Savaşı sırasında vatan toprağından uzakta şehit düşmüş asker atalarının kayıp mezarlarının izini sürmeye başlarsa ne olur?
Kayıp Şehitlik, uzak diyarlarda ölüme yatmış vatan evlatlarını, onlardan doksan yıl sonra sadece kendi çabası ve o ülkedeki Türklerin desteğiyle tarihin unutulmuş sayfalarından çekip çıkaran bir askerin gerçek hikâyesi...
 
Nevzat Kutlu’nun elinizdeki kitabından öğreniyoruz ki, Galiçya Cephesi’nde toprağa düşen Türk askerlerinin şehitliği için 33 bin ABD dolarlık bir isteğe, zamanında Milli Savunma Bakanlığı şu karşılığı vermiş:
“Bu yılın ödenekleri bitmiştir. Ödenek tahsis edilemeyecektir.”
İnsanlık henüz yalnız kalmamıştı.
Olmayan, belki de hiç olmayacak olan tahsis beklenmedi.
İnsan olanlar, insanlarının anısına saygıda kusur etmediler.
Şehitliği tamamladılar...
 
Işık Kansu

...

AKASYALI SOKAKLAR:

Panait Istrati’nin “Arkadaş”ındaki Adrian yaşamı nasıl mı anlar? Şöyle anlar:
“Edebiyatı ve güzel sanatları sevmek, dünyanın güzelliklerinden yararlanmak, insanları ezenler arasına katılmamak, dolayısıyla, maddi açıdan en azla yetinmek, haksızlık etmeden, kardeşçe yaşamak, iyi bir dost bulup sevmek, çevresine elinden geldiğince iyilik etmek...”
Kızılay’ın ortasında durun. Sağa sola, arkaya öne bir göz atın. Üstünüze üstünüze gelen paltolu, gocuklu, hele hele sürekli elleri kulaklarında “cep”leriyle konuşan griliğin içinden, arasından, yanından, köşesinden bir seçme yapmaya kalkın.
Mutlaka başka bir renk çıkacaktır içinden. Tanımadığınız, bir daha hiç karşılaşmayacağınız bu insan kalabalığından tek kişi çıksın, grilikten sıyrılıp mavi olsun örneğin, yeter.
Habire, bile bile kötülüklerle mi karşılaşır insan? Kim demiş, hiç de öyle değil. İyilik mıknatısı galiba insanın kendi elinde...
Artı eksiyi çekmez mi? Çeker.
Artı olmakta yarar var o zaman.
Eksilik uzak olsun, eksi eksiyi itsin, çatık kaşlılık bitsin.
Sokaklarda, geniş caddelerde kaybolurken, ekmek arası döner yerken, kitapçılarda kaçamak müzik dinlerken, ayakkabı boyacısının fırçası son cilada parmağınızı gıdıklarken, parkta bir bankta anlamsız gözlerle etrafa bakarken, sokak köpeği önünüzde pörsümüş kara burnu ile yaltaklanırken...
Yüzünde bir kıvrım, bir kıvrım daha.
Bak güleceksin, tutma kendini güleceksin.
Gül, insanları ezenler arasına katılma, gül.
Haksızlık etmeden, kardeşçe yaşamak için, durma, gül...

...

SUSULACAK ZAMAN MI:

"Susulacak zaman mı?" diye soruyor genç adam…
Gözlerim bu iki sözcükte; donup kalıyor uzun bir süre…
Değil…
Ve ne yazık ki hiçbir zaman susmak gibi bir lüksümüz olmadı bu ülkede!
Ama biz susmadık diye, yanlışa gitmekten de kurtulmadı hiçbir şey…
Onun da söylediği gibi, "Yarın dönüp bugünlere baktığımda, tepkisiz, sessiz, sorumsuz bir genç adamla karşılaşmamak için, bugüne dair hayallerime gelecekten yer ayırtıp durmadım mı" ben de yıllardır…
Ve kimi zaman yalnızlaşmanın korkunç hüznünü damarlarımda hissetmedim mi?
İyi de o zaman yıllar sonra geçmişe baktığımda, neden "İyi ki böyle yapmışım" diyemiyorum?
Neden huzurla değil de; hâlâ endişelerle dolu yüreğim?
Susulacak zaman değil elbette; bu ülke, bu insanlar önemliyse senin için… Ciğerinin en dipteki hücresine kadar doldurduğun temiz havayla haykırman gerekiyor, "Kraaaaal çıplaaaaaaaak" diye…
Ve haykıra haykıra ağarıyor saçlar, dökülüyor dişler…
Örümcek kafalıların ördüğü bir ağa yapışıp kalmayan ve yem olmak istemeyen genç bir adamın, Taylan Özbay'ın "ciğerler dolusu" haykırışlarından oluşuyor bu kitap…
İçten, namuslu ve bir çocuğun gözbebekleri kadar masum…
Akıp, giden zamana inat…
Yozlaşmaya, dağılmaya, bozguna inat…
Genç bir adamın sessiz çığlıkları var elinizde tuttuğunuz bu "yazılı bellek"te…
Eğer siz de "Susulacak zaman değil" diyenlerdenseniz…
Duyun bu sessiz çığlıkları…
Emin olun; en azından yalnız olmadığınızı göreceksiniz!
 
Mustafa Mutlu
Gazeteci / Yazar

...

YARIN UNUTMA DİYE:

AKP iktidarı altında geçen on iki yıl boyunca sadece yeni bir rejim inşa edilmedi, aynı zamanda bu yeni rejime uygun bir “büyük anlatı” da topluma kabul ettirilmeye çalışıldı. AKP rejiminin ideolojik aygıtları ve rejimin ideolojik aydınları, liberal-muhafazakâr bu “büyük anlatı”nın toplumca kabulünün AKP hegemonyasının başarısı için bir zorunluluk olduğunu biliyorlardı ve tam da bu nedenle, toplumsal akla ve hafızaya yönelik büyük bir saldırı dalgası başlattılar.

Bu süreç boyunca, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine uzanan tarih, merkezle çevrenin, devletle toplumun, elitlerle halkın, batılılaşma yanlılarıyla mütedeyyin kitlelerin mücadelesi olarak yeniden yazıldı. AKP ise bu kavganın çevre, toplum, halk, mütedeyyin kitleler tarafında yer alanların, yani ezilenlerin, mağdurların günümüzdeki siyasi temsilcisi olarak sunuldu. AKP eliyle darbelerle hesaplaşılacak, vesayetin egemenliği yıkılacak ve demokratik bir Türkiye kurulacaktı.

Bugün gelinen noktada AKP hegemonyasına hizmet etmiş olanların önemlice bir bölümü “diktatoryaya gidiş” minvalinde pişmanlık yazıları yazmaya başlamışlarsa da, en başından beri olan biteni gerici ve otoriter bir rejimin adım adım inşası olarak gören ve tarih tarafından doğrulanan isimler de vardı.
Onur Aksoy, genç yaşına rağmen, yazdığı yazılarla en başından beri bu rejim inşasını izleyen, analiz eden ve eleştiren parlak, duru, net kalemlerimizden biri oldu. Bu kitapta yer alan yazıları okurken hem bu parlaklığı, duruluğu ve netliği fark edecek hem de bu toprakların ilerici birikiminin her şeye rağmen Onur Aksoy gibi genç taşıyıcılar yaratmaya devam ettiğini görerek umutlanacaksınız.

Fatih Yaşlı

  • Açıklama
    • Beş kitap bir arada, 65 TL yerine 39 TL!

       

      Atatürkçülüğün Kurtuluş Savaşı - Taylan Özbay

      Kayıp Şehitlik - Nevzat Kutlu

      Akasyalı Sokaklar - Işık Kansu

      Susulacak Zaman mı - Taylan Özbay

      Yarın Unutma Diye - Onur Aksoy

       

      ATATÜRKÇÜLÜĞÜN KURTULUŞ SAVAŞI:

      Taylan Özbay; özgün siyasal analizleri ve alışılmışın ötesindeki sıradan dışı sentezleriyle, yepyeni bir açılımın sesi olmakla kalmıyor ve aynı zamanda ekonomi/politik düşün dünyamızın yeni bir keşfi olmaya da aday gözüküyor.
      Fikirlerini açıklarken hep evrensel ölçütlerin çerçevesinde kalma ve eleştirilerini hep bu kriterlerin ışığına taşıma becerisini de gösteriyor. Onun için değerlendirmeleri kalıcı ve sınır tanımaz bir nitelik arz ediyor.
      İnsan, kürsüde konuşurken ya da klavyenin karşısına geçip yazarken, bazen taşkınlığını dizginleyemez, inandığı ve savunduğu idealleri izah ederken dolup taşar ve hiç de istemediği mecralara sürüklenir, olmadık tezlerin içine savrulur.
      Olur böyle şeyler…
      Ama dikkatle bakıyorum; hiç bu tür sapmalar görülmüyor onda. O, ne dediğini, ne söylemek istediğini bilen ve Kemalist düşüncenin bilimsel boyutlarının ne olduğunu iyi kavramış birisi.
      Atatürk’ü, ne efsaneleştirip mit hâline getiriyor, ne O’na olmadık ululuklar bahşedip O’nu ikon hâline sokuyor, ne de tarihteki o akıl ve bilim dolu eşsiz yerinden alıp başka başka kaidelere oturtuyor.
      Çok iyi yapıyor.
      İşte bu yüzden;
      Atatürkçülüğün iyi algılanıp doğru kavranmasındaki bütün bu övgü dolu çabalar, O’nu insanlığın gözünde gönül rahatlığıyla yerel olmaktan çıkarıp evrensel kılıyor.
      Taylan Özbay’ın düşüncelerinin koordinatlarını öğrenince insan kendi kendine:
      “İşte!” diyor. “Atatürkçülük hem böyle savunulur, hem de eğer bir gün lâzım olacaksa bu millete Kuvayımilliyecilik, o da işte böyle olur!

       
      Fikret ÖZKURT
      Hukukçu / Yazar

      ...

      KAYIP ŞEHİTLİK:

      Komünizmden yeni çıkmış bir ülkeye atanmış yurtsever bir askeri ataşe, atandığı bu ülke toprakları üzerinde Birinci Dünya Savaşı sırasında vatan toprağından uzakta şehit düşmüş asker atalarının kayıp mezarlarının izini sürmeye başlarsa ne olur?
      Kayıp Şehitlik, uzak diyarlarda ölüme yatmış vatan evlatlarını, onlardan doksan yıl sonra sadece kendi çabası ve o ülkedeki Türklerin desteğiyle tarihin unutulmuş sayfalarından çekip çıkaran bir askerin gerçek hikâyesi...
       
      Nevzat Kutlu’nun elinizdeki kitabından öğreniyoruz ki, Galiçya Cephesi’nde toprağa düşen Türk askerlerinin şehitliği için 33 bin ABD dolarlık bir isteğe, zamanında Milli Savunma Bakanlığı şu karşılığı vermiş:
      “Bu yılın ödenekleri bitmiştir. Ödenek tahsis edilemeyecektir.”
      İnsanlık henüz yalnız kalmamıştı.
      Olmayan, belki de hiç olmayacak olan tahsis beklenmedi.
      İnsan olanlar, insanlarının anısına saygıda kusur etmediler.
      Şehitliği tamamladılar...
       
      Işık Kansu

      ...

      AKASYALI SOKAKLAR:

      Panait Istrati’nin “Arkadaş”ındaki Adrian yaşamı nasıl mı anlar? Şöyle anlar:
      “Edebiyatı ve güzel sanatları sevmek, dünyanın güzelliklerinden yararlanmak, insanları ezenler arasına katılmamak, dolayısıyla, maddi açıdan en azla yetinmek, haksızlık etmeden, kardeşçe yaşamak, iyi bir dost bulup sevmek, çevresine elinden geldiğince iyilik etmek...”
      Kızılay’ın ortasında durun. Sağa sola, arkaya öne bir göz atın. Üstünüze üstünüze gelen paltolu, gocuklu, hele hele sürekli elleri kulaklarında “cep”leriyle konuşan griliğin içinden, arasından, yanından, köşesinden bir seçme yapmaya kalkın.
      Mutlaka başka bir renk çıkacaktır içinden. Tanımadığınız, bir daha hiç karşılaşmayacağınız bu insan kalabalığından tek kişi çıksın, grilikten sıyrılıp mavi olsun örneğin, yeter.
      Habire, bile bile kötülüklerle mi karşılaşır insan? Kim demiş, hiç de öyle değil. İyilik mıknatısı galiba insanın kendi elinde...
      Artı eksiyi çekmez mi? Çeker.
      Artı olmakta yarar var o zaman.
      Eksilik uzak olsun, eksi eksiyi itsin, çatık kaşlılık bitsin.
      Sokaklarda, geniş caddelerde kaybolurken, ekmek arası döner yerken, kitapçılarda kaçamak müzik dinlerken, ayakkabı boyacısının fırçası son cilada parmağınızı gıdıklarken, parkta bir bankta anlamsız gözlerle etrafa bakarken, sokak köpeği önünüzde pörsümüş kara burnu ile yaltaklanırken...
      Yüzünde bir kıvrım, bir kıvrım daha.
      Bak güleceksin, tutma kendini güleceksin.
      Gül, insanları ezenler arasına katılma, gül.
      Haksızlık etmeden, kardeşçe yaşamak için, durma, gül...

      ...

      SUSULACAK ZAMAN MI:

      "Susulacak zaman mı?" diye soruyor genç adam…
      Gözlerim bu iki sözcükte; donup kalıyor uzun bir süre…
      Değil…
      Ve ne yazık ki hiçbir zaman susmak gibi bir lüksümüz olmadı bu ülkede!
      Ama biz susmadık diye, yanlışa gitmekten de kurtulmadı hiçbir şey…
      Onun da söylediği gibi, "Yarın dönüp bugünlere baktığımda, tepkisiz, sessiz, sorumsuz bir genç adamla karşılaşmamak için, bugüne dair hayallerime gelecekten yer ayırtıp durmadım mı" ben de yıllardır…
      Ve kimi zaman yalnızlaşmanın korkunç hüznünü damarlarımda hissetmedim mi?
      İyi de o zaman yıllar sonra geçmişe baktığımda, neden "İyi ki böyle yapmışım" diyemiyorum?
      Neden huzurla değil de; hâlâ endişelerle dolu yüreğim?
      Susulacak zaman değil elbette; bu ülke, bu insanlar önemliyse senin için… Ciğerinin en dipteki hücresine kadar doldurduğun temiz havayla haykırman gerekiyor, "Kraaaaal çıplaaaaaaaak" diye…
      Ve haykıra haykıra ağarıyor saçlar, dökülüyor dişler…
      Örümcek kafalıların ördüğü bir ağa yapışıp kalmayan ve yem olmak istemeyen genç bir adamın, Taylan Özbay'ın "ciğerler dolusu" haykırışlarından oluşuyor bu kitap…
      İçten, namuslu ve bir çocuğun gözbebekleri kadar masum…
      Akıp, giden zamana inat…
      Yozlaşmaya, dağılmaya, bozguna inat…
      Genç bir adamın sessiz çığlıkları var elinizde tuttuğunuz bu "yazılı bellek"te…
      Eğer siz de "Susulacak zaman değil" diyenlerdenseniz…
      Duyun bu sessiz çığlıkları…
      Emin olun; en azından yalnız olmadığınızı göreceksiniz!
       
      Mustafa Mutlu
      Gazeteci / Yazar

      ...

      YARIN UNUTMA DİYE:

      AKP iktidarı altında geçen on iki yıl boyunca sadece yeni bir rejim inşa edilmedi, aynı zamanda bu yeni rejime uygun bir “büyük anlatı” da topluma kabul ettirilmeye çalışıldı. AKP rejiminin ideolojik aygıtları ve rejimin ideolojik aydınları, liberal-muhafazakâr bu “büyük anlatı”nın toplumca kabulünün AKP hegemonyasının başarısı için bir zorunluluk olduğunu biliyorlardı ve tam da bu nedenle, toplumsal akla ve hafızaya yönelik büyük bir saldırı dalgası başlattılar.

      Bu süreç boyunca, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine uzanan tarih, merkezle çevrenin, devletle toplumun, elitlerle halkın, batılılaşma yanlılarıyla mütedeyyin kitlelerin mücadelesi olarak yeniden yazıldı. AKP ise bu kavganın çevre, toplum, halk, mütedeyyin kitleler tarafında yer alanların, yani ezilenlerin, mağdurların günümüzdeki siyasi temsilcisi olarak sunuldu. AKP eliyle darbelerle hesaplaşılacak, vesayetin egemenliği yıkılacak ve demokratik bir Türkiye kurulacaktı.

      Bugün gelinen noktada AKP hegemonyasına hizmet etmiş olanların önemlice bir bölümü “diktatoryaya gidiş” minvalinde pişmanlık yazıları yazmaya başlamışlarsa da, en başından beri olan biteni gerici ve otoriter bir rejimin adım adım inşası olarak gören ve tarih tarafından doğrulanan isimler de vardı.
      Onur Aksoy, genç yaşına rağmen, yazdığı yazılarla en başından beri bu rejim inşasını izleyen, analiz eden ve eleştiren parlak, duru, net kalemlerimizden biri oldu. Bu kitapta yer alan yazıları okurken hem bu parlaklığı, duruluğu ve netliği fark edecek hem de bu toprakların ilerici birikiminin her şeye rağmen Onur Aksoy gibi genç taşıyıcılar yaratmaya devam ettiğini görerek umutlanacaksınız.

      Fatih Yaşlı

      Stok Kodu
      :
      254
      Sayfa Sayısı
      :
      1112
      Basım Yeri
      :
      Ankara
      Basım Tarihi
      :
      2016
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      39,00   
      39,00   
      2
      20,37   
      40,73   
      3
      13,66   
      40,99   
      6
      6,97   
      41,80   
      9
      4,77   
      42,91   
      12
      3,75   
      45,02   
      Cardfinans
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      39,00   
      39,00   
      2
      20,37   
      40,73   
      3
      13,66   
      40,99   
      6
      6,79   
      40,73   
      9
      4,77   
      42,91   
      12
      3,75   
      45,02   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      39,00   
      39,00   
      2
      20,37   
      40,73   
      3
      13,66   
      40,99   
      6
      6,97   
      41,80   
      9
      4,77   
      42,91   
      12
      3,75   
      45,02   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      39,00   
      39,00   
      2
      20,37   
      40,73   
      3
      13,66   
      40,99   
      6
      6,97   
      41,80   
      9
      4,77   
      42,91   
      12
      3,75   
      45,02   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      39,00   
      39,00   
      2
      20,37   
      40,73   
      3
      13,66   
      40,99   
      6
      6,97   
      41,80   
      9
      4,77   
      42,91   
      12
      3,75   
      45,02   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      39,00   
      39,00   
      2
      20,37   
      40,73   
      3
      13,66   
      40,99   
      6
      6,97   
      41,80   
      9
      4,77   
      42,91   
      12
      3,75   
      45,02   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      39,00   
      39,00   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      6
      -   
      -   
      9
      -   
      -   
      12
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat